22 Aralık 2013 Pazar

Türkiye Futbol Federasyonu'nun Kamu Kurumu Niteliği

PFDK'nın 2011 şike soruşturmasından elde edilen deliller ışığında verdiği karar, TFF'nin organında görev alan kişilerin kamu görevi yapıp yapmadığına ve kamu görevinin suistimal edilip edilmediğine dair soruları gündeme getirdi. Bu yazıda bu soruların cevabını bulmaya çalışacağız.

8 Ekim 2012 Pazartesi

LDP Tek Başına İktidar

Bahsettiğim LDP bizim yunus logolu parti değil.

Japonya'nın en büyük partisinin adı da LDP.

Üstelik açılımı bizdekinin aynısı: Liberal Demokratik Parti

Bizdekinden en büyük farkı ise çok uzun yıllar iktidarda kalmış olması.

Güzide köşeci Güneri Cıvaoğlu da yaklaşık 2 yıldır köşesinde bunu anlatmaya çabalıyor ama maalesef halen meseleyi okurlarına doğru aktarabilmiş değil.

Yaptığı ilk deneme 2011 yılının Nisan ayına ait:


Siz bilmezsiniz; Türkiye'de 93-94 arasında geçen 1 yıl Japonya'da 10 yıl uzunluğundadır. Çok sıkıntılı bir dönem geçirmişler herhalde, Cıvaoğlu daha iyi bilir.

O yazıdan günümüze geçen 1,5 yıl ise büyük yazar Cıvaoğlu'nun katında 1,5 saat hükmündedir; o nedenle kendisi hala köşesindeki bu maddi hatayı düzeltecek fırsat bulamadı.

Bahtsız yazarımız eski yazıdaki hatasını düzeltmeye fırsat bulamadan geçtiğimiz haftaki yazısında aynı konuya değinerek meseleye yeni bir boyut katmış. Bakalım ne demiş:


Cıvaoğlu'nun önceki yazıda verdiği bilgilerden tek doğru olanı partinin 54 yıl iktidarda kaldığıydı. Bu yazısında o doğru bilgiyi de bozup partinin 36 yıl iktidarda kaldığını yazmış.

Yazarın kast ettiğinin tek başına yani koalisyonsuz iktidarlık olduğu düşünülse bile bu rakam en çok 50'ye çekilebiliyor. Yani 'kurtarmıyor' maalesef. Japon mühendisleri gelse kurtaramaz.

30 Eylül 2012 Pazar

Ertuğrul Özkök'ün ABD Anayasasıyla İmtihanı

Ertuğrul Özkök ülkemizin en meşhur kalemlerindendir.

Son yıllarda kadın-erkek ilişkileri hakkında geyik muhabbeti yaparak köşesini doldurduğuna bakmayın, kendisi aslında iletişim bilimleri doktorudur.

Üstelik doktorasını Paris'te, Sorbonne Üniversitesi'nde yapmıştır.

Köşe yazılarıyla yıllarca ülkenin siyasetinde iz bırakmış bu yazarımızın son yazısı ise bu haftaki konuğumuz.

Alıntımızı yapalım:




Yazarımız iyi niyetli davranmış. "Bilmeyen" okurlarını bilgilendirmek için yazısına not eklemiş ama hiç eklemeseymiş, o bilmeyen okuruna daha büyük bir iyilik yaparmış.

Zira yazarın bahsettiği "first amendment" ile notta belirttiği "birinci madde" birbiriyle alakasız hükümler.

First Amendment yani "birinci değişiklik" (bazı hukukçular "birinci tâdil" der) ABD anayasası üzerinde yapılan ilk değişiklik anlamına gelir. ABD anayasasına eklenen ilk metni ifade eder. O metin, ifade özgürlüğünü koruma altına alır. Orası doğru.

Fakat ABD anayasası birinci maddesinin söz konusu metinle ilgisi yok. Birinci madde yasama organının teşkilatlanmasını hüküm altına alır. Yasama organı olan ABD Kongresi'nin hangi kısımlara ayrıldığını ve nasıl seçildiğini tarif eder. İfade özgürlüğüne değinen tek bir cümle bile içermez.

İletişim bilimlerinde first amendment'ın içeriğini öğretiyorlar ama anayasanın neresine düştüğünü öğretmiyorlar herhalde.

Buradan Sorbonne yetkililerine sesleniyorum...

25 Eylül 2012 Salı

Fatmagül'ün Suçu Roman Olmamak

Köşe yazarlarının en çok hata yaptığı konu nedir derseniz hiç tereddüt etmeden "Fatmagül'ün Suçu Ne" derim.

Fatmagül'ün Suçu Ne, Vedat Türkali'nin film şeklinde kaleme aldığı bir eser olduğu halde ne yazık ki köşe yazarlarımızın büyük çoğunluğu eserin aslını roman sanıyor. Filmi ve diziyi de romandan uyarlama sanıyor.

Bu vesileyle tekrar açıklık getirelim: Vedat Türkali, Fatmagül'ün Suçu Ne adlı eseri film olarak kaleme almıştır. Mevcut dizi de filmden uyarlamadır. Fatmagül'ün Suçu Ne diye bir roman yoktur ve hiç olmamıştır. Fakat bu olmayan romanı okumuş olduğunu belirten köşe yazarlarımız mevcuttur.

Bugün ise kulübe yeni bir üye katılmış: Sina Koloğlu

Alıntımıza geçelim:


Sina Koloğlu bahsettiği mukayesedeki hatayı bilirkişi sıfatıyla düzelteceğine maalesef üstüne bir de sıvamış.

Vedat Türkali'nin (roman olmayan) eserinde Fatmagül'ün tecavüzcülere dava açıp onları hapse attırması söz konusu değil. Bu, eserin dizi uyarlamasında gerçekleşti. Türkali'nin eserinde tecavüzcüler serbest kalmaktadır.

Dolayısıyla Vedat Türkali'nin eseri ile Orhan Kemal'in eseri arasında öyle bir fark yok. Ve zaten Vedat Türkali'nin yarattığı karakterler roman karakteri değil.



17 Eylül 2012 Pazartesi

Çocukları Bu İşe Karıştırmayın

Ertuğrul Özkök son yazısında Filistin'in propaganda malzemesi olarak savaşan çocuk görüntülerini kullanmalarını eleştirmiş.

Çocukların savaşı teşvik eden propagandaya malzeme edilmemesi gerektiğini belirtmiş

Bu arada bir de örnek resim göstererek bir soru sormuş:


Sayın Ertuğrul Özkök serzenişinde haklı ama kıyasen sorduğu soruda haksız.

Sorduğu sorunun cevabı aşağıdaki resimlerde (maalesef) mevcut:


Tespit, polocan'a aittir: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=30221308

16 Eylül 2012 Pazar

Abdullah Gül Kime Benziyor

Bu haftaki konuğumuz Yılmaz Özdil.

Yılmaz Özdil, okurlarına mesajını renkli bilgiler eşliğinde vermeyi seven bir yazarımız.

Fakat bazen renk ayarını tutturamayabiliyor.

Biz de naçizane bir renk ince ayarı yapalım ki yazarımızın mesajının görüntü kalitesi artsın, hiçbir okuru alıcılarının ayarıyla oynamaya gerek duymasın.

Yazarımız 2 gün önceki yazısında şu iddiada bulundu:


Evet söz konusu dergi 2003 yılında Abdullah Gül'den bahsetmişti ve onu George Clooney'ye benzetmişti. Bkz. http://archivio.panorama.it/L-importanza-di-essere-islamici-ed-europei. Fakat yazının başlığında böyle bir benzetme yok. Yazının başlığı "L'importanza di essere islamici ed europei" yani "İslamiliğin ve Avrupalılığın Önemi" şeklinde gayet ciddi bir başlık.

Yılmaz Özdil'in bahsettiği benzetme ise yazının ortalarında. Benzetmede de "Boğaz'ın..." diye bir ifade geçmiyor. Söz konusu cümlede "una versione anatolica dell'attore George Clooney" yani "Aktör George Clooney'in Anadolu versiyonu" (ya da "Anadolu'nun George Clooney'si") denmiş.

9 Eylül 2012 Pazar

Afyon Patlaması - Fatih Altaylı

5 Eylül günü Afyonkarahisar'da meydana gelen ve 25 askerimizin hayatını kaybettiği patlama tüm yurdu yasa boğdu. Biz de bu vesileyle ailelerine başsağlığı ve sabır dileriz.

Gündemi sarsan diğer gelişme ise o yas havası için Afyon'a gelen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'i karşılayan Afyon valisinin Necdet Özel'e bir kilim ve mermer satranç takımı hediye etmesi oldu.

Toplumun içinde bulunduğu ruh haline hiç uymayan bu davranışa çok sert tepkiler geldi. Bunlardan biri de Fatih Altaylı'nın yazısı oldu.

Fatih Altaylı şöyle yazdı:


Fatih Altaylı haklı olarak çok kızmıştı ama kendisine müjdeyi biz verelim: Zülfü Livaneli günün ilerleyen saatlerinde bu talebi yerine getirdi:


Fatih Altaylı'nın bahsettiği kaymağı büyük entelektüel Zülfü Livaneli hayal gücüyle tedarik etmiş bulunuyor.

Necdet Özel yer mi bilmiyorum ama biz yemedik.

Türkiye Futbol Federasyonu'nun Kamu Kurumu Niteliği

PFDK'nın 2011 şike soruşturmasından elde edilen deliller ışığında verdiği karar, TFF'nin organında görev alan kişilerin kamu görevi...