29 Eylül 2010 Çarşamba

Güldü, "Kolay" dedi.

Can Ataklı aralarında bağlantı olan iki ayrı yazı ile konuğumuz oluyor. Bu yazıların başlıbaşına bir makale konusu olması hasebiyle ayrı bir değeri var. "Türkiye'de Köşe Yazarlarının Dramatizasyon Yeteneği" isimli bir panel düzenlenirse bu iki Ataklı yazısına bir tam gün ayrılmalı.

Geçelim yazılara. Ataklı, ilk yazısında bomba uzmanı köpeklerden ve aldıkları eğitimden bahsediyor. Bahis konusu olayla ilgili bir ayrıntıyı aşağıdaki şekilde anlatıyor.

Bomba köpekleri, bombayı bulduklarında hareketsiz kalıp eğiticisinin gelmesini beklermiş. Buna karşın narkotik köpekleri ise uyuşturucuyu buldukları yeri eşelemeye başlarmış.

Nedeni basit: Bomba köpeği bulduğu bombayı eşelemeye kalkarsa bomba patlayabilir. Narkotikte böyle bir tehlike yok.
“İyi de” dedim “Bombaya dokunmamasını nasıl öğretiyorsunuz?” Polis güldü, “Kolay” dedi. Köpekler bomba kokusunu alıyor, arıyor sonra onu alıp bakıcısına götürüyor ve hediyeyi kapıyor. Bir süre sonra bu oyuncakların içine gerçek patlayıcı konuyormuş. Köpek oyuncağı bulup patisiyle veya ağzıyla dokununca patlıyormuş.

Ayın 27'sindeki yazısında ise yazarın yukarıdaki ifadeleri içeren yazısına emniyetten bir düzeltme geliyor. Köpeklere, bu şekilde canlarını acıtacak bir uygulamanın yapılmadığını bomba eğitiminin verilmesinde hayvana zarar vermeyecek yöntemlerin kullanıldığını vurgulayan bir açıklama bu.

Peki, Can Ataklı bu düzeltmeyi nasıl yayınlıyor. Okuyalım, aşağıdan:

Köpek eğitim merkezi yetkilileri, benim başka bilgilerden değerlendirdiğim (derlediğim olacak-Muhtesip'in notu) bir noktaya çok üzülmüşler. O da şu: Köpeklerin buldukları bombayla oynayıp patlatmalarına karşı, eğitilirken, oyuncakların zararsız biçimde patlatıldığını yazmıştım.
Bunu da o sırada sormadığım için internetteki bir bilgiden derlemiştim.

E sayın Ataklı, ayın 24'ündeki yazınızda bu bilgiyi size konuştuğunuz bir polisin verdiğini söylemiştiniz. İlk alıntının altını çizdiğim bölümü öyle diyor. Hatta siz "köpekler bombaya dokunmamayı nasıl öğreniyor" demişsiniz de polis önce gülmüş, (belki sigarasından da bir nefes çekmiştir) sonra "kolay" deyip olayın nasıl olduğunu anlatmıştı ya. Şimdi, 3 gün sonra 27'sindeki yazınızda bu bilgiyi internetten almıştım diyorsunuz. Bir yazarın kendi yazısını 3 gün sonra yalanlaması mı, masa başında kes-yapıştır gazeteciliği yapıp sonradan bilgiyi haberin kaynağından almış pozu çekmesi mi, üstelik bir de bunu teatral bir çerçeve içine oturtarak yedirmeye çalışması mı, hangisi daha trajikomik ben bilemedim.

Fatmagül'ün Suçu Ne - Peki Bizim Suçumuz Ne
Hürrem Sultan'ın Oğulları
Muhteşem Yüzyıl - Muhteşem Sayı
Urfa'da Oxford Vardı Da Biz Mi Gitmedik
YGS - Merkezi Sınav Sistemi Nerede Var

Türkiye Futbol Federasyonu'nun Kamu Kurumu Niteliği

PFDK'nın 2011 şike soruşturmasından elde edilen deliller ışığında verdiği karar, TFF'nin organında görev alan kişilerin kamu görevi...