23 Ekim 2010 Cumartesi

Nisyan İle Maluliyet

Yılmaz Özdil 16 Ekim 2010 tarihli yazısını sabah neşesi tadında bir fıkrayla açmış. Okuyalım bakalım ne yazmış:

Kahvaltı sofrasını hazırlayan kadın, bakmış ki, kocası günaydın bile demeden gazetenin spor sayfalarına gömülmüş...

Sitemkâr bi ses tonuyla “Eminim, bugünün ne olduğu
nu bile hatırlamıyorsun” demiş... Adam kaldırmış kafayı sayfaların arasından, evlilik yıldönümü olsa, değil, doğum günü olsa, o da değil, herhalde tanıştığımız günü unuttum diye düşünmüş ama, hiç bozuntuya vermeden gülümsemiş, elbette unutmadım diyerek, çıkmış işine gitmiş.

*

Öğleye doğru kapı çalınmış, kadın açmış, çiçekçi çocuk, nasıl unuturum imzalı kırmızı gül buketini uzatmış... Yarım saat geçmeden, gene kapı çalınmış, bu defa pastanenin çırağı, çikolata kutusunu teslim etmiş... Öğleden sonra gene kapı çalınmış, kurye, bi kutucuk bırakmış, kadın açmış ki, geçenlerde vitrinde beğendiği pırlanta kolye.
*

Kadın akşamı dar etmiş, ding dong, kapıyı açar açmaz kocasının boynuna atılmış, “Seni seviyorum bi tanem” demiş, “hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı!”

*

Zordur unutkanlık...
Pahalıya patlar genelde.


"Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur" sözünü hatırladıktan sonra dayanamayarak soracağım: 29 Ekim tüm kamu ve özel işyerlerinde resmi tatildir. Bu adam nasıl bir işe gitmiş de o işyerinde bu gülleri, çikolataları, kolyeleri gönderecek çiçekçiyi, pastaneyi, kuyumcuyu nasıl da hiçbir zorlukla karşılaşmadan bulmuş ki eve döndüğünde hala resmi tatilin farkında değilmiş?

O fıkrayı ben de duymuştum ama sakın o kabotaj bayramı olmasın? Unutkanlık gerçekten zor şey.

Türkiye Futbol Federasyonu'nun Kamu Kurumu Niteliği

PFDK'nın 2011 şike soruşturmasından elde edilen deliller ışığında verdiği karar, TFF'nin organında görev alan kişilerin kamu görevi...