40 Yıllık Esad Olur Mu Esed?

Yılmaz Özdil 27 Mart 2012 tarihli yazısında bir isim dönüşümünü analiz etmiş.


Yılmaz Özdil'in tespiti kısmen haklı kısmen haksız.

Bir konuda haklı. Birkaç yıl öncesine kadar Suriye devlet başkanının soyadı basında yaygın olarak Esad diye yazılıyordu. Yine de belirtelim ki Suriye devlet başkanının adını yıllar öncesinden beri Esed diye yazan pek çok yayın organı vardır. Rahmetli Arafat'ın adını Yaser değil doğru imlayla yani Yasir diye yazanlar olduğu gibi.

Haksız olmadığı konular ise 2 tane. Birincisi şudur:

Esed ile Esad (Esat) farklı isimlerdir.

Esed ismi Arapçada arslan anlamına gelir. Mesela Hz. Ali'ye Allah'ın arslanı anlamında Esedullah denir. Bu isim Türkçede de esed şeklindedir. Eski yıldıznamelerde arslan burcunun adı "esed burcu" diye geçer. Selçukluların bastırdığı aslan resimli paraya Esedî denir. Yine arslan figürlü Hollanda sikkesine Osmanlılar Esedî adını vermiştir. Velhasılkelam esed Türkçede de yüzyıllardır kullanılan ve harf inkılabından beri de "esed" diye yazılan bir kelimedir.

Esad ise Arapçada mutlu anlamına gelen ayrı bir isimdir. Saadet, mesud gibi kelimelerle aynı kökten türemiştir. Türkçede insan ismi olarak Esat şeklinde de çok sık kullanılır. Bu iki isim Türkçede yüzyıllarca karıştırılmadan, farklı yazılarak ve telaffuz edilerek kullanılmıştır.

Yani aslında soruyu şöyle sormak gerekir: "700 yıllık Esed olur mu Esad?"

Peki bu nasıl olmuş? Yani nasıl olmuş da bu özel isim Türkçeye yanlış aktarılmış? Bunun cevabını tahmin etmek için alim olmaya gerek yok. Ülkemiz, dünyadaki gelişmelerden Avrupalı ve ABD'li haber ajansları sayesinde haberdar olmaktadır. Ortadoğu'daki uluslararası haber ajanslarının geçmişi 10 yıldan öteye gitmez.

Ortadoğu'daki haberleri Türkiye'ye de ileten bu ajanslar haberleri İngilizce/Fransızca vs. dillerde geçer ve her gazetenin "Dış Haber Servisi" bunların önemli olanlarını gazetesine yönlendirir. Bu personel, doğal olarak, Arapça ya da Farsça değil Batı dillerini bilen kişilerden seçilir.

Hafız Esed iktidar olduğu yıllarda da sistem böyle işliyordu. Ajansın geçtiği haberdeki isim 'Hosni Mubarak' olduğu zaman Hosni'nin Hüsnü, Mubarak'ın da Mübarek olduğunu tahmin etmek zor olmaz. Arapça tercüman çağırmaya gerekmez.

Benzer şekilde, 'Saddam Hussein' ismi geçtiğinde de oradaki 'Hussein' isminin bizim bildiğimiz Hüseyin olduğunu da kim olsa tahmin edebilir.

Ancak ajanstan geçen isim 'Hafez al-Assad' olunca mesele biraz çeldirici hale gelir. Bu 'Hafez' bizim bildiğimiz Hafız'dır. Doğru. O doğru ama o 'Assad' bizim bildiğimiz Esad değildir. İşte o noktada Türk dış haber servislerinin Arapça isimlerle imtihanı başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bunun sonucu ne olmuştur? Soyadı Esed (arslan) olan bir aileye onlarca yıl başka bir isimle (Esad - mutlu) hitap edilmesi olmuştur.

Bu konuda bilimsel açıdan bir tereddüt de yoktur. Arap harflerini okumayı bilen herkes bu ismin nasıl okunduğunu da bilir. Ayrıntılı izahatın nedeni, tutarsızlığın sosyal gelişmelerde yatan kökenine ışık tutmaktır.

Dolayısıyla ikinci hataya gelebiliriz: Suriye devlet başkanının soyadını 'Esed' diye yazmak bir tavır değildir, taraftarlık göstermez. İktidarın Suriye politikasını hatalı bulan herkes, tıpkı benim de yaptığım gibi devlet başkanının soyadının doğru yazımı tercih edebilir.

Fakat 2012 yılında o ismin hala yanlış yazımını savunmak ya bilgisizlik ya da boş inat göstergesidir. O tutum bir bu itibarla bir tarafgirlik sayılabilir.