Rodney King Olayı

Emre Aköz yazısında, polislerin yol verme kavgasından çıkan tartışmayla vatandaşa uyguladıkları şiddete değinmiş.

Polis şiddetinin ne kadar tehlikeli olduğunu, toplumda ne tür tepkiler yaratacağını anlatmış.

Bu konu bağlamında Amerika'dan da 20 yıllık bir örnek vermiş.

Örneğimize bakalım:


Tarih ve isim doğru. Gerçekten de o tarihte Los Angeles polisinin öyle bir vukuatı olmuştu.

Fakat Emre Aköz ufak bir ayrıntıyı atlamış. Halkın isyan etmesi, camı çerçeveyi indirmesi söz konusu linç görüntülerinin basına sızmasından sonra olmadı.

Los Angeles'ta mahkeme söz konusu eylemi gerçekleştiren polisleri suçsuz buldu. Bkz. beraat kararı hakkındaki New York Times Haberi. İsyan da beraat kararından sonra çıktı. Bkz. ayaklanma hakkındaki New York Times haberi

Bu vesileyle biz de Emre Aköz'ün eksik bıraktığı mesajı tamamlayalım.

Dileriz söz konusu üzücü olay için söz konusu şahıslar hakkında gereği adil olarak yapılır, konu örtbas edilmez. Her suçlunun cezasını çekmesi önemlidir ama halkın polise duyduğu güveni sarsmak, devlet için en tehlikelisidir.

Güneri Cıvaoğlu'nun Öngörüsü

Türk basınında yarım asırdır köşe işgal eden bir duayen var: Güneri Cıvaoğlu.

Kendisi,  yazısında geçmişteki yazılarından birine atıf yapmış.

Fakat bir köşe yazarının geçmişi bu kadar dolu olunca ufak tefek hatalar yapması da doğaldır.

Bakalım duayenimiz ne yazmış ve işin aslı nedir:



Ne yazık ki duayenimizin 2002 yılında öyle bir öngörüsü yok. Hatta 2003 ve 2004 yılında da öyle bir öngörüsü yok.

Arşivleri biraz daha karıştırdığımızda karşımıza şu çıkıyor:


Duayenimizin söz konusu öngörüsü AKP'nin seçildiği 2002 yılına değil ondan 3 yıl sonrasına, 2005 yılına ait.

Ama normaldir.

Bir insan 50 yıldır basında çeşit çeşit hizmetlerde bulunur da bu kadar kalabalık bir arşiv sahibi olursa, hafızada 3-5 yıl oynama olabilir.

Zaten duayenimizin o yıllara ait, tutmamış, ıskalamış o kadar çok tahmin ve değerlendirmesi var ki, hafızasının bunları bir halının altına süpürmüş olmasını haksız bulamıyoruz.

Dünyadaki Monarşiler

Mehmet Ali Birand yazısında İngiltere'ye olan hayranlığını dile getirmiş.
Mehmet Ali Birand, Türkiye'nin güncel siyasi sorunlarına çok zamanlar İngiltere'den devşirme çözümler önermiş olmasıyla tanınır. Dolayısıyla söz konusu hayranlığın haber değeri bile olmadığını söyleyebiliriz.

Ancak bu yazısındaki maddi hata epey ilginç. Bakın Mehmet Ali Birand, İngiltere kraliçesinin tahta çıkışının 60 yılı vesilesiyle ne diyor:



Biz de bu vesileyle sayın Mehmet Ali Birand'a hatırlatalım: Tıpkı İngiltere gibi, Hollanda, Belçika, Norveç, Danimarka ve İspanya gibi pek çok ülkede halen anayasal monarşi yani kral-kraliçe mevcuttur.

Mehmet Ali Birand'ın bu kadar temel bir konuda hatalı bilgi sahibi olmayacağına, yazının bir şekilde dalgınlığa geldiğine ihtimal vermek istesek de "monarşi geleneklerine hala sadık kalan ve bunları büyük bir duyarlıkla koruyan tek ülke" ifadesi fazla bir manevra alanı bırakmıyor.

Son bir kurtarma payı bırakıp Mehmet Ali Birand bu saydığımız diğer ülkeleri monarşiyi korumak konusunda yeterince "duyarlı" bulmuyor diyelim.

Ha Proton Ha Pozitron

Konuğumuz İsmet Berkan.

Radikal gazetesinin eski yayın yönetmeni ve köşe yazarı.

Radikal gazetesinden çıkarıldıktan sonra Hürriyet'te bilim-teknoloji yazmaya başladı.

Geçmişinde iletişim ve gazetecilik eğitiminden başka alt yapı olmayan köşe yazarımız teknik konularda bazı hatalarıyla gazetesine renk katmıştı.

Örneğin parçacık fiziğiyle ilgili bir yazısında proton ile pozitronu birbirine karıştırmıştı.

Japonya depremi gündeme geldiğinde ise 13 inç'i 30 santim hesaplayarak Japonya'nın 30 santimetre doğuya kaydığını okurlarına bildirmişti. Oysa söz konusu mesafe yani 13 inç 4 metre idi.

Yüzbinlerce Hürriyet okurunun bilim-teknik makale ihtiyacını tek başına karşılamaya çalışan yazarımız bugün ise bilgisayar virüslerine el atmış.

Okuyalım bakalım bizlere neler anlatmış:



Burada 3 hata birden var.

1- İlk bilgisayar virüsü 1986'da çıkmadı. İlk bilgisayar virüsü 1971'de Arpanet'te ortaya Çıkan creeper adlı bir virüstü.

Sayın İsmet Berkan'ın bahsettiği, 1986'da ortaya çıkan ise ilk kişisel bilgisayar (PC) virüsüdür. Bundan etkilenen de IBM olmuştur.

2- İlk PC virüsünün adı "Brain A" değil sadece Brain'dir. En azından İsmet Berkan'ın "adreslerini bile vermişler" diye bahsettiği brain.net.pk adresinde öyle yazıyor.

Acaba virüs çok tutunca Brain B, Brain C diye devamını mı getirdiler diyeceğim ama IBM'de dahi öyle bir bilginin izi yok. Onlar da virüsten Brain diye bahsetmişler.

3- Söz konusu sitede de görüleceği üzere verdikleri adres ev adresleri değil iş adresleridir.


Bilgisayarcılar ev niyetine orada yatıp kalkıyor idiyse bilemeyiz tabii. Yazımızı sonlandırırken İsmet Berkan'ın haklılığına açık bir kapı bırakalım bu vesileyle.


twitter: twitter.com/Burcinaydogdu
web: 
 
http://www.gereklitarama.com