Ahmet Hakan Nereye Kadar

Ahmet Hakan'ı bilen herkes onu tiye almak için sıkça kullanılan kelimeleri de bilir.

Daha da ilginci Ahmet Hakan'ın da bu kelimeleri bazen kendi hakkında bizzat kullanmasıdır.

 Bir döneğin takım tutma macerası başlıklı yazısı da bunlardan biri.

Söz konusu yazısından bir alıntı yapalım:


Ahmet Hakan'ın köşesinden verdiği kaç sözden dönmüş olduğunu daha önce defalarca bu köşeden teşhir etmiştik.


Bu yazısında da "Pazara kadar değil mezara kadar Trabzonsporlu olduğunu" yazmış. Bakalım bu sözünü ne kadar tutabilmiş.

Kendisi köşemize son konuk olduğunda Ertuğrul Özkök (Bkz. Biber Gazı Kardeşliği) ile birlikte Fenerbahçe-Galatasaray maçı hakkında Fenerbahçe tribünlerinden izlenimlerini aktarmıştı. O maçtaki taraftarların tutumu aleyhine koyu Fenerbahçe köşe yazarı Ertuğrul Özkök de Ahmet Hakan da tek kelime yazmamıştı. Başka konularda tanıklıkları birbirini tutmadığı için köşemize konuk olmuşlardı.

Söz konusu köşemenimizin dün de bir yazı yazmış.

Bir Trabzonspor(!) taraftarı olarak Aziz Yıldırım ve şike soruşturması hakkındaki görüşleri şöyle imiş:


Bir köşemen, hele Ertuğrul Özkök'le dirsek temasında yaşayan bir köşemenin Aziz Yıldırım hayranı olması normaldir, hakkıdır da. Normalde bunda hayret edecek bir şey olmaz.

Bir köşemenin 2010-2011 sezonunda dönen dolaplar üzerine başlayan şike soruşturma-yargılama sürecini "birilerinin Fenerbahçe gibi muazzam yapıyı kıvırıp atma denemesi" sayması da vaka-yı adiyeden sayılır.

Yılların NATO müteahhidi, para babası, işadamı Aziz Yıldırım'a bir protest ideoloji izafe etmek, onu bir anda dava adamı haline getirmek de bugünlerde pek çok köşe yazarının çok işine gelen bir yol. Onu da geçelim.

Fethullah Gülen cemaatinin yüzüne karşı sempatiyle selamlar çakıp sosyal ve basılı medyanın satır aralarında örtülü yollardan Aziz Yıldırım'ı Türkiye'yi cemaatten koruyan kahraman ilan etmek de artık sıradanlaşan bir duruş.

İmam hatip mezunu olduğu halde taraftarlığı bir "din" haline getiren holiganlığa övgüler düzmesi bile çok beklenmedik bir davranış değil.

Hatta ve hatta başkanının şike ve teşvik suçları mahkeme kararıyla tescil edildiği halde kulübünü o başkandan ayırmak yerine o başkanla özdeşleştirmekte ısrar eden taraftara epik satırlar düzmesi de Ahmet Hakan'dan beklenmeyecek bir davranış değil.

Fakat tüm bunları bir Trabzonsporlu olarak yaptığını söylerse işte o zaman ilk başta alıntıladığım yazısının başlığının hakkını vermiş olur.

Trabzonspor'un argümanı bir yıldır bellidir: 2010-2011 sezonunda Trabzonspor'un şampiyonluğu haksız bir biçimde elinden alınmıştır. Bu ünvanı, kupayı ve para ödülünü de ünvanı da vermemek için bir yıldır elinden geleni yapan bir kulübün iddiaları Trabzonspor tarafından asla kabul edilmemiş, komplo teorilerine ve vatan-millet Sakarya edebiyatına gülünüp geçilmiştir. Söz konusu mahkeme Trabzonspor'u akladığı için futbol takımı bu sene bordo-mavi yerine bordo-beyaz forma giyecektir. Trabzonspor'un söz konusu sürece bakışı budur. Trabzonspor'un bakışının ve duruşunun bu şekilde olduğunu bir Fenerbahçeli hatta Aziz Yıldırım'ın kendisi dahi inkar etmez.

Fakat Ahmet Hakan bir yerde tuttuğu takımı değiştirdiğini yazmayı unutmadıysa, hangi takımı tuttuğunu unutmuş olmalı.

Takım değiştirmeye de itirazımız yok. Tıpkı Beşiktaşlı iken Trabzonsporlu olduğu gibi Trabzonsporlu iken Fenerbahçe taraftarı da olabilir. Fakat bunu inkar etmesin yeter.

Son bir yıldır internet sözlüklerinde ve forumlarda "Galatasaraylıyım ama...", "Anadan doğma Trabzonsporluyum ama..." sözleriyle başlayıp yıkama yağlama yapan çok kişinin foyası meydana çıktı. Bu kadar ucuz oyunlar kimseye yakışmaz.

Aziz Yıldırım 2 Temmuz 2012 Pazartesi günü tahliye oldu ve Ahmet Hakan'ın renkleri de belli oldu. Ahmet Hakan'ın Trabzonsporluluğu mezara kadar değil, Pazartesiye kadar bile değil tam anlamıyla Pazara kadarmış. Bunu da görmüş olduk. Lütfen yazarlık kariyerine devam ederken Trabzonsporlu olduğunu iddia etmesin ki kendisini burada tekrar ağırlamak zorunda kalmayalım ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yerli yersiz kulağı çınlatılmasın.

Trabzon yöresinden bir atasözüyle yazımızı sonlandıralım: "Kedinin osuruğu samanlığa kadar"