3 Aralık 2010 Cuma

Hrisostomos

Yılmaz Özdil 9 Eylül 2007 tarihli yazısının başında şöyle diyor:

Yunan ordusu, Pasaport’tan karaya çıkmış, İzmir Metropoliti Hrisostomos, "evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girersiniz" diyerek, yere kapanmış, ilk ayak basan Yunan albayının çizmelerini öpüyordu.

Etkileyici değil mi? Bu satırlar bana daha önce de gözyaşları içinde okuduğumuz bir başka epik makaleyi hatırlattı.

Yılmaz Özdil'in 9 Ocak 2007 tarihli yazısından alıntı:

Elindeki haçı havaya kaldırır, Yunan işgal ordusunu takdis eder... Sonra da, askerlere hitaben o meşhur vaazını verir...
"Evlatlarım... Elen çocukları... Bugün, İsa'nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda, ne kadar Türk kanı döküp içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız... Ben de bir bardak Türk kanı içmekle, onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım... Bütün azizler arkanızda... Hadi buyrun!"

buyuralım buyurmasına ama siz de karar verip papaz efendi. ".....o kadar sevaba girmiş olacaksınız" dedikten sonra yere mi kapanacaksınız yoksa nutkunuza devam mı edeceksiniz?

Bakınız aşağıda daha kararlı bir tespit var:

İzmir Metropoliti Hrisostomos, işgalin başlangıcında karaya ayak basan Yunan askerlerini takdis etmiştir ama bir nutuk filan irad etmiş değildir. Ancak bu işgalden bir gün önce neşrettiği bir bildiri var. Tarih ve Toplum dergisinin Haziran 1996 nüshasında yayınlanan bu belgeye göre, Hrisostomos şunları yazmıştır:

Kardeşlerim! Bugün sizleri muhteşem ve ilahi bir merasime davet ettik. Bu öyle bir merasimdir ki, milletler uzun asırlar boyunca bir kez gerçekleştirme şansına sahiptir. Huşû ve tazimle eğiliniz. Allah korkusuyla ve başları dik durunuz. Allah büyüktür ve doğruluğu tartışılmazdır. Emirlerine sadece ruhlarınızı eğiniz. Kardeşler, beklenen an gelmiştir! Asırlık arzular yerine getirilmektedir. Olağanüstü yıllar yaklaşmıştır. Milletimizin büyük umudu, anamız Yunanistan ile birleşmek yolunda bağrımızı kızgın demir misali yakan ve kavuran o şiddetli, derin ve sıcak arzumuz, işte bugün tarihî ve minnetle anılması gereken 14 Mayıs günü gerçekleşiyor. Mayıs'ın 14'ü olan bugünden itibaren; birleşik, şanlı, ölümsüz, büyük vatanımız Yunanistan'ın ayrılmaz bir parçasını oluşturuyoruz. Yunan tümenlerinin Küçük Asya sahillerine çıkarması başlamıştır. İzmir'in dıştaki kalesi (Sancak Kale) Yunan kıtaları tarafından işgal edilmiştir! Kurtarıcılarımız yarın şehre gelecektir. Yaşasın milletimiz!


Öbüründen daha masumca bir konuşma olup olmadığını tartışmaya gerek yok; bizim ilgi alanımız gazete köşelerinin atış poligonuna dönmüş olup olmaması.

Şimdi biraz şüphelenmeye başlayıp yazının başına dönelim. Sayın Özdil papazdan bahisle şöyle diyor:

İzmir doğumludur papaz.

Hayır değil. Türk kaynaklara göre de Yunan kaynaklara göre de İngiliz kaynaklara göre de papaz 1867 Zeytinbağı doğumludur.

Zeytinbağı nerede mi?

* * *

Mudanya'da...

* * *

Yani Bursa'da...

* * *

İzmir'de değil!

* * *

Kendi üslubumuza dönerek devam edelim ve daha da başa dönelim. Bakalım Yılmaz Özdil konuyu alıp da İzmir metropoliti Hrisostomos'a nasıl getirmiş:

Ama küçük bir pürüz var. 
Rum Başpiskoposu. 

2'nci Hrisostomos. 

Ne diyor bu arkadaş? 

"Ankara düşmanımızdır... Türkiye işgalcidir... Vatantopraklarımızı istila ettiler..." 

Böyle diyor. 

* * *
Bu, 2'nci Hrisostomos... 
Bundan önceki neydi? 
1'nci Hrisostomos'tu... Yani takmışlar Hrisostomos'a. Aslında, gerçek isimleri değil bu... Lakapları.

Hani nasıl Ratzinger, papa olunca Benediktus ismini aldı...

Onun gibi. Dini bir sıfatı nesilden nesile yaşatmaya çalışıyorlar... 

* * *
O halde soru şudur: 

Kimdir o yaşatmaya çalıştıkları "asıl" Hrisostomos? 

Böyle diyerek İzmir metropolitanı Hrisostomos'u anlatmaya başlamış, ki bu da yazıyı en başından itibaren yanlış hale getiriyor.

Şimdiki Rum başpsikoposunun I. değil de II. Hrisostomos olmasının nedeni İzmir metropoliti değil 1927 doğumlu olan ve 1977-2006 arasında başpsikoposluk yapmış olan I. Hrisostomos'tur.

Yok eğer Yılmaz Özdil bu iki ismin esin kaynağı olan Hrisostomos'un kim olduğunu anlatıyorsa onun da doğrusunu söyleyeyim: Milattan sonra 347-407 yılları arasında yaşamış, Ortodoks Kilisesi, Katolik Kilisesi, İskenderiye Kıpti Kilisesi, Anglikan Kilisesi ve Lüteryan Kilisesinin hepsi tarafından aziz sayılan Yannis Hrisostomos vardır. Asıl adı Kalafatis olan İzmir metropoliti de Hrisostomos adını bu şahıstan almıştır.

İzmir metropoliti 1993 yılında aziz ilan edilmiştir. Bkz. http://orthodoxwiki.org/Chrysostomos_(Kalafatis)_of_Smyrna. Dolayısıyla 1977'de başpsikopos olan bir kişinin ismini ondan almış olması mümkün değildir.

Yannis Hrisostomos
Peki Yannis Hrisostomos kim midir? İstanbul yani o zamanki adıyla Konstantinopolis başpsikoposudur. Hani Yılmaz Özdil'in şu Milattan önce 330'da Hristiyanlık başkenti olduğunu zannettiği Konstantinopolis. Bkz. Vatandaş Konstantin










* dr_jivago'ya katkısından ötürü teşekkür ederiz.




Eskiden Nevruz Kutlanır Mıydı
Dünyanın En Çok Satan Gazetesi
Deniz Baykal Ne Zaman İstifa Etti
Kim Ya Sev Ya Terk Et Dedi
Fatmagül'ün Suçu Ne Roman Değildir

LDP Tek Başına İktidar

Bahsettiğim LDP bizim yunus logolu parti değil. Japonya'nın en büyük partisinin adı da LDP. Üstelik açılımı bizdekinin aynısı: Libe...