24 Aralık 2010 Cuma

Yılmaz Özdil Potpuri

Yılmaz Özdil 24 Aralık 2010 tarihli yazısında yanlış bilgi vermekle yetinmemiş, eski yanlışlarını da kısmen tekrarlamış. Muhtesip'in işinin bu yönden zorlaşabileceğini hiç düşünmediğimi itiraf etmeliyim. Buradakine benzer iddiaları Atatürk'ün Tuttuğu Takım yazımızda ele almıştık.

Mustafa Kemal tarafından armasında ay-yıldız taşıma onuru verilen ilk ve tek kulüptür.

Buna hata demeyelim de bilgiyi açıklığa kavuşturalım diyelim: armasında ay-yıldız onuru verilen ilk ve tek kulüp Karşıyaka değildir ama "Mustafa Kemal tarafından armasında ay-yıldız taşıma onuru verilen ilk ve tek kulüp" Karşıyaka'dır.

Aklıma Can Barslan'ın "ilk Türk özel dedektifi Sanlı" karikatür serisi geldi. Başlık yanlıştı çünkü Türk özel dedektifler vardı. Özel dedektifler kendisine durumu bildirince bant karikatürün başlığını "Sanlı adındaki ilk Türk özel dedektifi" diye değiştirmişti... Artık önerme doğruydu. Zaten sayın Özdil yazının ilerisinde şöyle demiş:

Bu onuru Mustafa Kemal’in elinden alan, ilk ve tek kulüptür.

Evet ilk ve tek kulüp değil, 'bu onuru Mustafa Kemal'in elinden alan ilk ve tek kulüp'tür. Devam edelim:

(Üçüncüsü Beşiktaş: 1952’de Yunanistan karşısına “milli takım” olarak sahaya çıktı. Dönemin başbakanı Adnan Menderes, armasında ay-yıldız taşıma onuru verdi Beşiktaş’a.)

Bu bilgi en kibar ifadeyle "eksik". Beşiktaş'ın kullandığı ilk arma aşağıdadır:
Görüleceği üzere Beşiktaş'ın Karşıyaka'da çok daha eski armasında da ay-yıldız mevcuttur. Devam edelim.

İzmir işgal edildiğinde, İzmir Metropoliti etekleri uçuşa uçuşa gelmiş, diz çökerek, işgal komutanının çizmesini öpmüş, elindeki haçı havaya kaldırarak, “Evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girersiniz” diye haykırarak, kıyımı başlatmıştı.

*

Adı neydi o arkadaşın?
Hrisostomos.

*

Asıl adı, Kalafatis’ti...
Konstantinopolis başpiskoposu Hrisostomos’un adını lakap olarak almıştı. Onu yaşatıyordu.

*

Peki, Rum Kesimi’nin “Türkiye düşmanımızdır” diyen metropolitinin kullandığı lakap ne?
Hrisostomos!

*

Kinlerini yaşatıyorlar.

İşte gelişme diye ben buna derim. Hrisostomos yazımızda değindiğimiz hususlar nihayet sayın Özdil'e de malum olmuş. "Türk kanı içmek" sözlerinin aslı olup olmadığına Hrisostomos yazımızda değinmiştik. Bu defa ise sayın Özdil'in kendi eliyle yazdığı belirttiği aşağıdaki husus, bir diğer çelişkiyi gidermek yerine teyit ediyor:

İzmir’deki Hrisostomos, komşularını katletmenin bedelini ödedi... Sonra ne oldu? Türk kıyımı için dua eden bu arkadaş, 1993’te, Yunan kilisesi tarafından “aziz” ilan edildi.

Evet aziz ilan edildi lakin sayın Özdil'in bahsettiği, Hrisostomos adını taşıyan başpsikoposların ikisi de lakaplarını 1993'ten önce almışlardır. Eğer öyle bir dertleri olsaydı Kalafatis'i 1993'ten önce aziz ilan ederlerdi. Dolayısıyla teknik olarak Kalafatis'i sahiplenmiş olmaları mümkün değil.

"İzmir metropoliti de Kıbrıs Rum başpsikoposları da lakaplarını aynı Roma azizinden almışlar. Bu bir tesadüf olabilir mi?" sorusuna ben cevap veremem çünkü Yılmaz Özdil gibi onların kalplerinden geçeni de bilecek kadar ulu bir insan değilim. Hrisostomos lakabını kullanmış Ortodoks 7 ayrı tarihi kişilik var. Ben sadece bir ismin lakap olarak alınması için onun aziz ilan edilmiş olmasının şart olduğunu biliyorum. Yoksa bu 7 Hrisostomos arasındaki gönül bağını tespit etmek beni aşar. Özdil'i aşmaz. Bana sadece sayın Özdil'in bu kadar kısa süre içinde gösterdiği gelişmeyi takdir etmek düşer.


* Katkısından ötürü doctor_jivago'ya teşekkür ederim




Hayde Gidelum Türküsü
Çelebi Böyle Olur Bizde
Olağan Mahkeme İlkesi Nedir
Torba Yasa Kaç Kelime
Hangi Takımlar Ay-Yıldızlı Arma Giyebilir

LDP Tek Başına İktidar

Bahsettiğim LDP bizim yunus logolu parti değil. Japonya'nın en büyük partisinin adı da LDP. Üstelik açılımı bizdekinin aynısı: Libe...