1 Ocak 2011 Cumartesi

Hülya Avşar Yasağı

Ayşe Özyılmazel'in 30 Aralık 2009 tarihli yazısından:

Yeni yılda yapılacaklar yapılmayacaklar...
Bir Hülya Avşar yazısı daha yazılmayacak. Yazılmaya niyetlenilse bile 10'a kadar sayılacak, derin nefes alınacak, yazmamak için direnilecek. Ha olmadı mı, o zaman yazdıktan sonra bünye telkin edilecek.

Görülen o ki bu karar pek işe yaramamış:

Hülya MAÇA ÇIKMADI BİLE
'Yahşi Batı'nın dişi kovboyu Demet Evgar güzellik sırrını açıklamış; haftada bir gün pişik kremiyle yüzüne maske yapıyormuş. Hatırlarsınız, bir ara Ebru Akel'in hemoroid kremi güzellik piyasasını nasıl dalgalandırmıştı. Gelsin şimdi pişik kremi muhabbeti. Sonracığıma bu yıl, Bülent Ersoy- Hülya Avşar kavgası da üç aylara kadar bitmez. Üç aylarda Diva'mız kabuğuna çekilir, o zaman Hülya Avşar nefes alabilir. Hülya Avşar demişken (demeyeceğim deyip de demem ne olacak peki?), magazin sahalarına dönüş yapma kararı veren Avşar, gün geçmiyor ki bir manşetlik haber vermesin değil mi... Buyurun dünkü haberimiz; Hülya Avşar "Aşk uğruna dinimi değiştiririm" demiş. Haydi buyurun tekrardan tartışalım; "Siz değiştirir miydiniz?" diye ünlülere tek tek soralım, ikiye ayrılalım. Sevişmeden uyumayalım, anlaşmadan ölmeyelim e mi. Benden söylemesi; Hülya daha ısınma hareketlerinde, henüz maça çıkmadı bile.

KÖŞECİLER PATLAYACAK
Hülya 2010'da haftada beş bomba patlatmadan rahat edemeyecek.
Verdiği karardan 8 gün sonraki, 7 Ocak 2010 tarihli yazısı

E canımız Ajda Pekkan ve Serdar Ortaç barıştı, Cahide gitti Nahide açıldı, Hülya Avşar sezonun ilk bikinili pozunu verdi... Artık gönül rahatlığıyla gidebilirim buralardan. Bekleyin! Sadece bir hafta yokum.
28 Mayıs 2010 tarihli yazısı

Hülya, SİBEL VE SULHİ
Sonracığıma Hülya Avşar bikinili fotoğraflarını görünce acilen dört kilo vermiş. Verse de olur vermese de. Biz onun mavi gözlerini sevdik, bitmek tükenmek bilmeyen "Benden güzeli yoktur, çarparım ona göre!" demeçlerine uyuz olduk. Her şey bir yana Hülya Avşar'ın boyu kadar kızı var ve fıstık gibi maşallah!
8 Haziran 2010 tarihli yazısı

Kafadan açıklamamı yapayım; hiç Hülya Avşarcı değilimdir.
Çoğu zaman "Ooff aman be kadın" çektirir bana.
Hani o muhteşem demeçleri, büyümek bilmeyen şımarık küçük kız halleri, kahkaha atarak yaptığı gaflardan yırtma çabaları var ya, bünyeme kabak tadı verir.
Oysa ben bir zamanlar onun bambaşka olgun bir kadın olma ihtimalini sevmiştim. Gün gelecek Hülya Avşar sağ gösterip sol çakacak ihtimaline tutunmuştum.
Henüz olmadı, olamadı...
Fakat hayat bu, zaman zaman Hülya Avşar'ın arkasında durasım tutuyor işte. Hem bayılıyorum hem çok kızıyorum ben bu kadına.
Bu yaz magazin efendileri Hülya Avşar'ın kilolarına taktı. Gerçi onlar her yaz kadınların kilosundan ve selülitlerinden başka bir haltlarına dikkat etmezler ama Hülya'ya bir başka takıldı sanki.
Sağ olsunlar hadiseye muhteşem bir başlık da buldular; 'Hülyağlı Tatil.' Kadını ne zaman bikiniyle çekseler yapıştırıyorlar; 'Hülyağlı tatil!' Aman ne esprili, ha ha haaa.
Bu kez Bodrum'da denizde botla seyir halindeyken şipşaklamışlar Hülya Avşar'ı. Sen misin göbeğiyle bota binen! Hani kilo vermiştin yalanlı ve yağlı Hülya seni!
Fotoğrafa bakıyorum ve "Kemiksiz yesin sizi Hülya" diyorum.
18 Ağustos 2010 tarihli yazısı

Malum yıllar yıllar önce Hülya Avşar oynamıştı Fatmagül'ü yani o çok konuşulan tecavüz sahnesini.
Ve dizinin tecavüz dakikaları geldi çattı, içim ezilerek izlerken yanımdaki arkadaşım Yasemin'e döndüm; "Hülya Avşar 'Ben daha güzel oynamıştım' demezse Taksim Meydanı'na çıkar 'Seeen benim canımm sen karasevdalım' çığırarak popomu sallayacağım" dedim.
Çok şükür yine yanılmadım. Çünkü Hülya Avşar çıktı "Tecavüz sahnesi benim filmimde daha iyiydi, ben daha güzel oynadım" dediiii.
Ohhh rahatladım! Tabii önce Hülya Avşar sonra ben rahatladım.
İlle de kuracak bu cümleyi. Kurmazsa sanırsınız çatlayacak.
Sonra da devam etti Avşar; "Beren'i beğeniyorum, onu gençliğime benzetiyorum."
Hah! Lütfen aldanmayın, bu Beren'e övgü değildir, bu; Beren'den kendine pay çıkartmaktır.
İyi de neden?
Sen Hülya Avşar'sın. Gerçekten hakkı teslim edilmesi gereken bir figürsün. Zamanında hedefe kilitlenmişsin ve defalarca alkışlanmışsın.
19 Eylül 2010 tarihli yazısı

Hülya Avşar-Gülben Ergen sorunsalı tekrar sahnelere çıkmasın. Valla zaten milletçe bu 'Benim babam senin babanı döver sendromunu' zor atlattık.
Aman diyeyim! Lütfen ya... Ne güzel Gülben çoluğunda çocuğunda, düetinde, klibinde, Nihat'ında, tweetinde, kampanyasındaydı, Hülya da kendi havasında kumpanyasındaydı. Ortalık Hande ile Demet'e kalmıştı. Ne olur ya, lütfen ya. Bir daha olmasın. Rabbim sen yardım et.
17 Ekim 2010 tarihli yazısı

Diyelim Hülya Avşar az mı mücadele verdi Zehra için. Nasıl da korumaya çalıştı kızını. Hele küçük Zehra'nın yanında çekinmeden sordukları sorular neydi Hülya'ya...
16 Kasım 2010 tarihli yazısı

Daha da var ama ben kopyalayıp yapıştırmaktan yoruldum, maşallah sayın Özyılmazel sözünü tutmamaktan yorulmamış, sıkılmamış





Kimler Emeritus
Çehov Nasıl Yazılır
Şehir Ne Demek
Ölü Ozanlar Derneği'nin Finali
Men Dakka Dukka Ne Demek

LDP Tek Başına İktidar

Bahsettiğim LDP bizim yunus logolu parti değil. Japonya'nın en büyük partisinin adı da LDP. Üstelik açılımı bizdekinin aynısı: Libe...